su arama su bulma su arama yöntemleri su arama su bulma jeoloji mühendisi su arama yöntemleri jeofizik mühendisi su arama su bulma jeoloji mühendisi su arama yöntemleri jeofizik mühendisi
Çift Terapisi Nedir?
3 Eyl

Çift Terapisi Nedir?

Son dönemde aile danışmanlığı gerek uzmanlar gerekse de aileler arasında popüler bir alan haline gelirken, evlenmemiş, yalnızca flört eden, beraber yaşayan kişilerin sayısı da hızla artmaktadır. Her ne kadar aile danışmanlığı ile ortak özellikler taşısa da çift danışmanlığı, aile danışmanlığından farklı bir kavramdır ve farklı uygulamalar ve müdahaleler gerektirir. Bu yüzden çiftlerle çalışan uzmanların aile danışmanlığından farklı bir eğitim almış olması gerekmektedir.

Çift terapisi iki birey arasında mevcud problemlere odaklanır. Fakat bu problemler genelde bireysel problemlere dayalı sorunlardır. Örneğin taraflardan birinin anksiyetik (kaygılı) bir yapıda ya da öfke kontrol sorununa haiz olması eşler arasında sık sık sorunlara yol açabilir.

Çift danışmanlığında, danışman, çift içinde ki çatışma mevzularını ortaya çıkarıp, her bir bireyin hangi davranışların nasıl değişeceğini tanımlayarak, çiftin daha tatmin verici bir ilişki yaşayabilmesi için yardımcı olabilir. Bu değişimleri sağlamanın bir çok yolu vardır. Bazen çift içinde ki sorunlara odaklanılması gerekirken bazen de yalnızca taraflardan birinin yaşadığı soruna (örneğin öfke denetim problemi) odaklanılabilir. Çift danışmanlığı, bireylere iyi mi iletişim kuracakları, birbirlerini nasıl daha etkili dinleyecekleri, rekabetten nasıl uzak duracakları, iyi mi ortak amaçlar belirleyecekleri, sorumlulukları iyi mi ortak paylaşabilecekleri mevzusunda destek sunar. Istihbarat süreci kimi zaman bireysel psikoterapi, bazen arabulucu, bazen eğitimsel, benzen de bu üçünün kombinasyonu şeklinde olabilir.

Evlilik Tipleri
Cinsel ilişkilerini geliştirecek becerileri kazanan çift, bunu genel olarak ilişkisine nasıl adapte edeceğini bilmek ister. Geleneksel anlayışa bakılırsa, duygusal yakınlık ne kadar çok olursa evlilik o denli iyi olur. Sadece bu tamamen bir mittir. İşbirliği içinde bir evlilik biçimı yaratabilmek için, otonomi ve yakınlık arasındaki denge iyi sağlanmalıdır, kısaca bireysellikle çift olmak arasındaki denge. 4 biçim evlilik vardır. Sıklıklarına bakılırsa tamamlayıcı, çatışmaları azaltıcı, en yakın arkadaş ve duygusal olarak güçlü. Doğal olarak ki bu tarzlar saf biçimde değildir, ancak her evlilikte bu tarzlardan biri dominanttır.

Tamamlayıcı çift tarzında evlilik: Bu biçim en yaygın olandır. Partnerler birbirlerinin ilişkiye katkılarına saygı duyarlar, her partnerin gücü ve yeterliği vardır, yine her partnerin otonomisi mevcuttur. Bu çiftler çatışmaları çözme becerisine sahiptirler. Tamamlayıcı tarza sahip çiftlerin cinsel ilişkileri de iyidir, cinselliği evliliğin olumlu ve entegre bir parçası olarak görürler. Bu biçim birlikteliğin handikabı kolayca rutine ve mekanikliğe düşebilmesidir. Dünyadaki diğer önceliklerin yanında cinsellik geri plana düşebilir. Cinsellik işlevseldir, sadece heyecandan yoksundur. Çift geçmişteki cinsel deneyimlerini anımsar, muhtemelen boşalma kontrolünü sağlarken birlikte çalışmışlardır ve o günlerdeki coşku ve yakınlığı özlerler. Evlilikteki seks geçmişteki başarılarla avunmaz, çiftin birlikte zaman geçirmesi ve ilişkideki yakınlığa önem vermesi çok önemlidir. Sağlıklı bir seks sürdürebilmek için, bu çiftlerin kendi cinsel sorumluluklarını üstlenmeleri gereklidir. İdeal olarak, çiftlerin her biri cinsel ilişkiyi başlatma ve istemediğinde hayır deme mevzusunda özgür olmalı ve mesajşim için farklı yollar önerebilmelidir. Geleneksel olarak, cinselliği başlatan erkektir ve seks sanki erkeğin hâkimiyetindeymiş gibi görülür. Tatminkar bir cinsellik sürdürüldüğü sürece bu kabul edilebilir bir durumdur. Ancak sadece boşalma denetimünü sağlayabiliyor olmak kadını tatmin etmek için yeterli değildir, ilişkideki yakınlık, içtenlik, açıklık şeklinde faktörleri görmezden gelmemek gerekir.

Çatışmaları azaltıcı çift seçiminda evlilik: En istikrarlı olan tarzdır. Bu tür evlilikler genellikle geleneksel cinsiyet rollerine göre şekillenir, erkek evin lideridir, hanım ise evi yapandır. Bu evlilik biçimı, güçlü duygusal ifadelerden (özellikle de öfkeden) kaçınırlar, yakınlık sınırlıdır ve odak nokta aile, çocuklar ve dini değerlerdir. Güvenlik her şeyden önemlidir. Bu ilişki tarzındaki sınırlı duygusallık, erotik ifadelerin azlığına niçin olur. Cinsel sorunlar da görmezden gelinir. Çift cinsel sorunlarla yüzleşmekten kaçınır. Cinselliği başlatmak ve idare etmek adamın görevidir. Çiftin ortak olarak zevk almasından ziyade, cinsel birleşmeye odaklanılır. Hanımın da adam benzer biçimde bir cinsel ilişkide bir defa orgazm olması beklentisi vardır. Bu biçim evliliğin bazı handikapları da vardır. En önemlisi zaman içinde cinsellik mekanik ve çok seyrek hale gelir. Cinselliğin az olduğu ya da hiç olmadığı evliliklerdir. Yaşlandıkça erkekte sertleşme problemlerı ve cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir, çünkü cinsellikteki odak nokta cinsel birleşmedir bu da erkeğin üzerine büyük mesuliyet yükler. Bu çiftler 40’lı, 60’lı veya 80’li yaşlarda artık cinsel aktivitelerde bulunmayı bıraktıklarında, aslına bakarsak bu adamın sükunet içinde verdiği bir karardır. Adam cinsel sorunlar sebebiyle utanır ve hayal kırıklığına uğrar ve cinselliğin bu çabaya kıymet olmadığına karar verir. Çatışma azaltıcı çiftler, çatışmaları aralarındaki yakın ilişkiyi ve paylaşımları geliştirmek için bir fırsat olarak kullanmayı beceremezler.

Yakın arkadaş olan çift seçiminda evlilik: Bu tarz yakınlığın, kabulün, paylaşımın, sorumluluğun yüksek olduğu bir tarzdır. Bu kültürel olarak ideal bir biçim olsa da, duygusal ve cinsel beklentiler karşılanmadığında ya da çözülemeyen çatışmalar var olduğunda, hayal kırıklığı ve yabancılaşma riski vardır. Bireyler bu evlilik tarzını seçtiklerinde, süreı ve ruhsal enerjilerini eşiyle olan evliliği başarılı kılmak için çabalarlar. Ancak bu biçim çiftlerin çoğu için doğru evlilik biçimı değildir. Beklentiler karşılanamadığı için, bu biçim evliliklerde boşanma oranı yüksektir. Seks pozitif yönde, entegre ve yaşamsal bir kaynaktır. Cinsellik evlilik bağlarını güçlendirir ve onu özel kılar. Çift yatak odasında ve dışarıda birbirine dokunmaktan keyif alır. Esnek ve her iki partnerin de beklenti ve gereksinimlarına yanıt verecek bir sex tarzı geliştirilir. Bu evlilik seçiminın handikapları nelerdir? İlişki bağlılığı, bireylerin otonomilerini ve bireyselliklerini korumalarını güçleştirebilir. Hayal kırıklıkları ilişkiyi etkileyebilir. Bu çift tarzındaki en büyük cinsel handikap, cinsel isteksizliktir. Bu tarzdaki fazla yakınlık erotik duyguları öldürebilir. Eğer çift duygusal olarak çok yakınsa, cinsel taleplerde bulunmak yahut cinsellikle ilgili negatif duygularını paylaşarak birbirlerini incitmekten kaçınabilirler. Yakın arkadaş biçimı çiftler, cinsel problemler da da tatminsizlikle baş etme konusunda kendilerine güvenmezler. Birbirlerinin ne organize ettiğinü veya ne istediğini açıklama yapmadan bilmelerini isterler. Tek ihtiyacımız olan şeyin sevgi olduğu kültürel bir mittir. Ancak ortada cinsel işlev bozukluğu olduğunda, sevgi kafi olmaz. Sıcak hisler ve ilgili olmak çok yararlıdır, sadece erken boşalmanın üstesinden gelmek için yahut tatmin edici bir cinsel ilişki için kafi değildir. Kişisel sorumlulukları üstlenmek ve yakın bir takım gibi çalışmak zorlayıcı olabilir. Kaçınma, birbirlerini zorlama, diğerini başlaması için bekleme döngüsünde sıkışıp kalabilirler. Kaçınmak problemi büyütür.

Duygusal olarak güçlü çift tarzında evlilik:
Bu tarz evlilik tarzı en geçici ve istikrarsız, ancak en eğlenceli, keyifli ve erotik olandır. Bu tarzdaki yakınlık tıpkı bir akordeona benzer: kimi süre çok yakın, kimi süre çok mesafeli. Duygusal açıdan güçlü tarz çiftler, hem sevgiyi bununla beraber öfkeyi çok yoğun yaşarlar. Bu tarz evlilik iyi gittiğinde, son aşama coşku verici ve hareketlidir. Cinselliği kendiliğinden, macera dolu, eğlenceli ve enerji dolu olarak nitelendirirler. Ne yazık ki bu en istikrarsız evlilik tarzıdır ve çoğunlukla boşanmayla neticelanır. Çatışmalar zaman içinde çok yoğun ve sık hale gelir. Bu tarz çiftler hayal kırıklığı, öfke ve çatışmalarla etkili bir halde baş ederler, sadece sınırı geçip kişisel aşağılama veya saygısızlık işin içine girerse, evlilik bağı çözülür. Bu evlilik tarzında potansiyel bir takım cinsel sorunlar olabilir. En sağlıksız davranış örüntüsü, cinselliği şiddetli kavgalardan sonra sulhmak için kullanmaktır. Fiziksel yahut duygusal kavgaları cinsellikten önce bir ön sevişme şeklinde kullanmak, çok zararı olandır. Erken boşalma veya herhangi bir diğer cinsel işlev bozukluğu için aşamalı, adım adım bir yaklaşımın bu çift için uygun olmaması da öteki bir sorundur. Daha doğal ve özgür bir yaklaşım isterler. Eğer cinsel mesele kolayca çözülmezse, demoralize olup birbirlerini kabahatlayabilirler. Sorunlu cinsel yaşam birlikteliğin bitmesine niçin olabilir.

Evlilikler, ilişkiler her süre başladığı benzer biçimde coşkulu ve mutlu sürmeyebilir. Kimi zaman çiçekler şeklinde solup can çekişme noktasına gelebilir. Bu noktada ilişkiyi sorgulamak yine eskisi şeklinde mutlu bir birlikteliğe döndürmek için karşılıklı emek sarf etmek gerekir.

Evlilik Terapisi eşler içinde yaşanmış olan mesajşim problemlerı, aldatma, güven yitimi, cinsel sorunlar benzer biçimde mevzularda yapılan bir terapi şeklidir. Bir terapist ve eşlerle birlikte yapılır. Haftada 1 seans(1-1,5 saat) olarak uygulanır. Probleminin durumuna göre kaç hafta süreceği uzmanla birlikte kararlaştırılır. Evlilik Terapisi eşlerle beraber ve ayrı meydana getirilen görüşmelerle sürdürülür. Evlilik Terapisi uygulaması içinde gerek görüldüğünde MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri), Rorschach Testi uygulanıp neticelar eşlerle paylaşılır. Evlilik terapisi toplumsal, emosyonel, cinsel,ekonomik gibi bir veya bir çok parametrelerde birbiriyle çatışan iki ferdin etkileşimlerini ruhsal olarak değiştirmeyi planlayan bir psikoterapi şeklidir.Evlilik terapisinde, eğitimli bir fert, hasta çiftle terapötik bağı sağlar ve bildirişim yollarıyla bozukluğu düzeltmeye, uyumsuz davranış modellerini değiştirmeye ya da tersine çevirmeye ve kişilik gelişmesini ve olgunlaşmasını özendirmeye çalışır. Evlilik Danışmanlığı bir tek özel bir ailevi çatışmayı tartışması nedeniyle evlilik terapisine nazaran, alanının daha kısıtlı olduğu düşünülebilir. Evlilik danışmanlığı, çocuk yetiştirme benzer biçimde, aslen görev yönelimli, dişli bir özel sorunu çözmeye de çalışabilir. Evlilik terapisi, eşler arasındaki etkileşimi yine yapılandırmaya ve bazen eşlerin psikodinamiklerini de araştırmaya çalışır. Terapi ve danışmanlık evli çiftlerin sorunlarla etkin bir şekilde başa çıkmalarında yardımcı olmaya önem verir. En önemlisi, birliğin yada problem çözme yaklaşımlarının kapsamlı bir halde yine yapılanmasını veya ikisini de birleştirmeyi kapsayan uygun ve gerçekçi hedeflerin belirlenmesidir.

Evlilik terapisi, hiçbir evliliğin devamını garantiye almaz. Gerçekten bazı olgular, bir arada olmaması ihtiyaç duyulan ve birliğini sürdüremeyen eşleri gösterebilir. Bu olgularda çift ayrı yaşamı sürdürmenin ve boşanmayı sağlamanın zor sürecinin üstesinden gelmek için terapistle görüşmeye devam edebilir. Bu boşanma terapisi adını almaktadır.

Evlilik bozukluklarında terapinin hedefleri; evlilik terapisti her iki eşin birlikte ve bireysel olarak emosyonel gerginliğini ve yetersizliğini hafifletmek ve iyilik düzeylerini arttırmaya çaba gösterir. Genel olarak, evlilik terapisti problem çözümünde paylaşılan kaynakları kuvvetlendirerek, patojenik olanların yerine uygun denetim ve savunmaların konmasını özendirerek, hem emosyonel bozulmanın dağıtıcı etkilerine karşı bağışıklığı ve hem de birlikteliğin tamamlanmasını arttırarak ilişki ve her iki eşin gelişimini ilerleterek hedeflere ulaşır.

Terapötik görevin bir bölümü de, her bir eşi evlilikte kişiliğinin psikodinamik yapısını anlama sorumluluğunu ele almaya ikna etmektir. Bireyin kendi yaşamında, eşin yaşamında ve çevredeki öteki kişilerin yaşamlarında davranış etkilerinin sorumluluğu, evlilik uyuşmazlığını yaratan problemlerın anlaşılmasını genellikle kolaylaştırdığından üzerinde durulur.

Evlilik terapisi;
Evlilik sorunlarını bireysel terapi çözümleyemediğinde
probleminin başlamasında eşlerin bir ya da ikisinin ne olursa olsun evlilik vakaları ile ilişiği olduğunda,
Evlilik terapisi çatışan bir çift tarafınca istendiğinde, uygulanır.
Eşler arasında iletişim sorunları evlilik terapisi için yeterli bir nedendir. Bir eşin diğerince zorlandığı durumlarda, fikir yada duygularını diğerine anlatmaya çalışmış olduğunda sorunlı olabilir ve diğerine bilinçdışı beklentilerini yansıtabilir. Evlilik Terapisi, eşlerden her birinin diğerini gerçekçi olarak görmesini elde eden değişime götürür.

Eşlerin cinsel yaşam benzer biçimde bir yada birkaç alandaki çatışmaları, kafi sosyal, ekonomik, ana baba yada emosyonel rollerin kurulmasında güçlük de tedavi için bir nedendir. Evlilik Terapisti yaygın bir evlilik bozukluğunun bir semptomu olabilecek sadece bir problemi tedavi etmeye girişim etmeden önce evlilik ilişkisinin tüm özelliklerini değerlendirmelidir

EVLİLİK TERAPİSİ KİMLER İÇİN GEREKLİDİR?
İletişim sorunları
Sadakatsizlik(Aldatma)
İş-Özel yaşam arasındaki dengesizlikler
Çocukların davranış ve okul problemlerı
Aile bireylerinden birinin kaybı
Aile-içi çatışmalar
Çocukluk dönemi travmaları
tekrar evlenen çiftler
Evlatlık alan aileler
Aile-içi şiddet
Aile-içi cinsel taciz
Depresyonda Evlilik ve Aile Terapisi
Depresyonda çoğu zaman evlilik ve aile problemleri, hastalıktan önce mevcut olabilir ve patolojik olarak etkileyebilir; bazen yatkınlığı arttırabilir, düzelmeyi yavaşlatabilir.

Eşle güvenli bir ilişkiden yoksun olmak depresyonun ortaya çıkmasına sebep olduğu bilinmektedir: ebeveyn-çocuk ve kardeş ilişkilerinin de depresyonda önemli bir müessir olduğu belirtilmektedir. Depresyonlu fert ve eşin, kişisel ve ortak problemlerle baş etmesi güçtür, bu durumda birbirlerinden uzaklaşmalarına, birbirlerine yardım edememelerini sağlar, artan derecede engellenme ve karşıdakine yabancılaşma yaşamalarına sebep olur.

Depresyon, hastaların çocukları ve ana babaları ile ilişkilerini de önemli ölçüde etkisinde bırakır. Depresyonlu bireyler, çocuklarıyla başa çıkmada güçlükler yaşar; şefkat ve ilgileri eksiktir, hatta onları bunalımlarının sorumlusu tutarlar. Depresyonlu hanımlar, eş ve annelik rollerinde yetersiz kalırlar. Kişilerarası sürtüşme, bildirişim eksikliği, bağımlılık ve cinsel doygunluk azlığı bu tür evliliklerde sıktır.

Aile ve evlilik ilişkilerinde her aile üyesinin kaygıları ve savunmaları diğer aile üyelerini de etkiler veya onlar tarafınca paylaşılır. Mutsuz eşler çoğunlukla karşısındaki insanı çatışmada görevli tutar.

Depresyonlu ailelerde, evliler arasındaki duygusal katılımda azalma söz mevzusudur. Bu ailelerde, azalmış sevgi ifadesi, artmış eleştiricilik, kabahatluluk ve provokasyon doğuracak şekilde diğer eşi denetim etme eğilim sık rastlanan bulgulardır. Bir eş depresyonda iken, mesajşim tarzı da bozulmaktadır. Olumsuz rol dağılımı ve aşırı koruyuculuk söz mevzusudur. Çiftlerde, çoğunlukla ebeveynlikte zorlanma, boş vakit faaliyetleri ile ilişkili problemler, ev içinde ve haricinde vazife yapma kapasitesinde azalma ve cinsel sorunlar göze çarpar. Suskunluklar yaygındır.

Çiftlerden her biri, ötekini olumsuzluk odağı olarak görür. Karşılıklı etkileşimler durağan, gelişmemiş ve değişime mukavemetlidir. Boşanma yahut ayrılmanın tek çözüm olarak görüldüğü kriz durumlarına kolayca girilebilir. Bu ailelerde karşılıklı yansıtma ve kabahatlama şeklinde müdafa mekanizmaları kullanılır. Aile ya da evlilik terapisinin yanısıra bireysel terapi de uygulanmalıdır. Öncelikle terapi de problemlerin ortaya konması sağlanmalıdır. Her bir eşin ilişkideki bireysel ihtiyaç ve isteklerinin açıklanması, uyumsuzluk mevzusunda ferdin kendi katkısını tanımasını sağlamak, zorlanma ve suçlamanın azaltılması, birlikte problem çözmenin artırılması ve her bir eşin duygularını ifade etmesi ve eşinin de doğru olarak işitme kabiliyetinin artırılması sağlanmalıdır.

Terapinin can alıcı noktası, bireylerin kendilerini değişiklik yapma çabalarını desteklerken, ötekini değiştirme çabalarını da durdurmak olmalıdır.

Ayrıca eş ve öteki aile bireylerinin depresyon konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi gereklidir.

Evlilik problemlerı nedeniyle terapistlere başvuruların arttığı gözlenmektedir. Bu problemlerı sadece evlilikte yaşanan problemler olarak değil, evlilik öncesi aday eşlerin arasındaki ilişkilerle başlamakta, evliliğe hazırlık ve evlenme süreciyle artmakta, çoğu aile içinde de devam etmektedir. Evlilik danışmanlığının yanısıra eş seçimi mevzusunda da haber alma talepleri artmaktadır.

Özellikle bizim toplumumuzda evliliklerin uyumlu ve huzurlu bir halde devam etmesi için çok farklı etmenlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Eşlerin uyumu kadar eşlerin ailelerinin uyumu da önemlidir. Çoğu evliliklerde eşlerin kendi aralarındaki sorunlardan ziyade, ailelerin işe karışmasıyla problemler başa çıkılamaz hale gelmektedir. Adam yahut kadının kendi sorunları karşısında kararlarında bile ailesine bıraktığı ve bağımlı olduğu göze çarpmaktadır. Çok ferdin işe karışması da hanım adam ilişkilerini daha da karmaşık hale getirmekte ve negatif yönde etkilemektedir. Bizim toplumumuzda aileler kız ve erkek çocuklarına farklı davranma eğilimindedirler. Bu ileride kız ve adam çocuklardan beklenen şeyleri de farklı kılmaktadır. Kadın ya da erkeğin aile terimine bakışını etkilemekte ve eşler ile anne babalar arasında kalınmasına sebep olmaktadır.

En önemli evlilik problemlerından bir diğeri de evlendikten sonra evlenen kişilerin birbirini tapulu malları gibi görmeleridir. Eşlerden biri ötekini veya ikisi de birbirini değiştirmeye, kendi düşündüğü şekilde kalıba sokmaya çalışmakta, bu olmayınca da ciddi tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Eğitimli bireylerde bile bu duruma çok sık rastlanmaktadır.

Eşler arasındaki cinsel uyum da çok önemlidir. Bu uyum yitirilince eşiyle olan evliliği idame ettirmek zorlaşmakta, çiftler arasında dışarıda arayışlara girilmekte ve evlilik çekilmez hale gelebilmektedir.

Eşlerin kişilikleri, hayata bakış açıları, gelecekten beklentileri de evlilik uyumunda dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan şeylerdir. Ayrıca eşler evlenmeden önce birbirlerini tam anlamıyla tanıyamamakta ya da kişiler gerçek kişiliklerini birbirinden saklayabilmektedir. Böyle bir durumda evlendikten sonrasında kişilerin beklediğini bulamamasına sebep olmaktadır.

Evlilik kadar boşanma da organik bir şeydir. İki fert anlaşamıyorsa yapılacak şey boşanmaktır. Bu şekilde bir durumda da kişiler birbirini kırmadan, suçlamadan olmalıdır. Mutsuz ve uyumsuz bir evlilik hem çocuklara, aynı zamanda evlilere boşanma olayından daha çok zarar verebilir. Boşanma olayı çocuklara anlayabildikleri bir dille anlatılmalı, çocuk birbirini cezalandırmak için kullanılmamalı, bu olayın onun yüzünden olmadığı belirtilmeli ve eşler çocuğa birbirlerini fenalememelidir.

Evlilik terapilerinde eşlerin birbirlerine ve evliliklerine şans vermek isteyip istememesi önemli bir mevzudur. Evlilik ilişkisinin düzelmesi emek ve sabır ister.Evlilik terapistleri terapiye gelen eşlere evliliği devam ettirme yahut boşanma konusunda herhangi bir telkinde bulunmamalı,kararı kişilere bırakmalıdır.Evliliğin devamı ve boşanmanın olacağı durumlarda yaşanabilecek şeylerle ilgili kişileri bilgilendirmelidir.Eğer eşiyle olan evliliği devam ettirme kararı alındı ise birbirlerini değiştirmekten çok uyumu artıracak tedbirler üzerinde durulmalı,eşler birbirlerinin pozitif özelliklerini ön plana çıkartmalı ve bunları güçlendirmelidirler.

Evlilik öncesi dikkat edilmesi gereken en önemli şey kendini ve eş talibinı tanımak, evlilikten ne beklediğini bilmek, seçilen eşle kıymet yargılarının uyumlu olmasına dikkat etmek ve birbirini değiştirmeye veya özellikle negatif yönlerini bulup onu devamlı eleştirmeye yönelmekten kaçınılmalıdır.

ÇİFTLER NE süre EVLİLİK DANIŞMANLIĞINA BAŞVURMALIDIR?
Eşlerin evlilik ilişkileri aşağıdaki maddelerin bir kısmını ya da çoğunu kapsar hale dönüştüğünde evlilik için bir uzmana başvurulması gerekebilir:

Evlilikteki tek ilişki ve mesajşim şekli kavgaya dönüştüyse,
Gereğinden fazla, şiddetli ve çözüm bulunamayan kavgalar yaşamaya başladılarsa, diğer bir değişle mutlu ve keyifli anlamış olur kavgalı oldukları anlardan daha azca yaşanıyorsa,
Evlilik kendi içinde bir keyif olmaktan çıkıp, devam ettirilmesi ihtiyaç duyulan bir zorunluluk haline dönüştüyse,
Kavgaları hep aynı mevzular (örneğin kıskançlık, cinsellik, çocuklar benzer biçimde mevzular) çevreında dönmesine karşın, kavgalardan çözüm üretilemiyorsa,
Eşler birbiriyle hiç kesişmeyen, paralel hayatlar yaşamaya başladılarsa ve bir araya geldikleri anlarda da ortak aslabir hazzı paylaşamıyorlarsa,
Cinsel yaşam da dâhil olmak üzere evliliğin hanım ve adama dair hiçbir alanında paylaşımlarının kalmadığını hissettiklerinde,
Evliliğin daha iyi olacağına dair tüm inançlarını kaybettilerse,
Boşanmak ya da ayrı yaşamaktan başka çözüm yolunun olmadığına inanmaya başladılarsa,
Evliliklerinden alamadıkları keyfi ve mutluluğu işlerinde, başka hanımlarda/erkeklerde, çocuklarında aramaya başladılarsa,
Anlaşılmadıkları, kıymet verilmedikleri, önemsenmedikleri, istenmedikleri şeklinde olumsuz fikir ve duyguların ötesinde evlilikleri ve eşleri olumlu aslabir şey çağrıştırmadığında,
Evliliklerinden kaynaklı olduğunu düşündükleri duygu ve düşünceler nedeniyle güncel yaşamları, üstlenmeleri gereken öteki roller ve sorumluluklar (örneğin iş yaşantıları, anne-babalık rolleri, arkadaşlık ilişkileri ve sosyal yaşantıları) sekteye uğradığında,
İçsel ruhsal dünyalarına depresyon, kaygı, ürkü, öfke, ümitsizlik, çaresizlik ve mutsuzluk şeklinde negatif duygular hâkim olmaya başladığında evlilikleri için bir uzmana başvurmalıdırlar.

EVLİLİK DANIŞMANLIĞI NASIL UYGULANIR?
Yapılan araştırmaların bir kısmında, bireysel problemler için bir danışmana başvuran kişilerin nerede ise %60ının yardım alma nedenlerini “evlilik veya ilişki problemleri” olarak tanımladıkları tespit edilmektedir. Buna rağmen evlilik danışmanlığı ve buna bağlı yaklaşımlar psikoloji literatürü içinde öteki terapilere bakılırsa daha yeni ve gelişmekte olan bir konumdadır.

Evlilik danışmanlığı için uygulamada bir çok kuram, okul, model yada yaklaşım bulunmaktadır. Psikanalitik yahut psikodinamik evlilik terapisi, nesne-ilişkileri evlilik terapisi, sistemik evlilik terapisi, bilişsel-davranışçı evlilik terapileri, duygu-odaklı evlilik terapisi okulları yahut yaklaşımları evlilik terapistleri tarafınca uygulamada tercih edilen evlilik terapisi kuramlarından/modellerinden bir tek bir kaçıdır.

Evlilikteki sorun alanlarına, sorunların derinliğine, çiftlerin terapiden beklentilerine, terapistin uygulamada tercih etmiş olduğu yöntemlere ve hangi yaklaşımı benimsediğine bağlı olarak evlilik danışmanlığı uygulamalarında:

Gelen çiftlere iyi mi yaklaşılacağı,
Hangi problemlere öncelik veya ağırlık verileceği,
Ne kadar süreceği,
Danışman ile çift arasındaki birlikteliğin ne şekilde kurgulanacağı,
Seansların her iki eşle birlikte mi yoksa ayrı ayrı seanslar şeklinde mi sürdürüleceği gibi konular değişiklik gösterebilmektedir.
Genellikle birçok evlilik danışmanı temelde yakın durduğu bir kurama bağlı kalmakla beraber, uygulamada çeşitli modelleri birleştirdiği entegretif ya da eklektik bir yaklaşımı tercih etmektedirler.

Genel olarak temel ve gözlenebilir değişiklıklar şöyle özetlenebilir:

Çiftlerin her ikisinin beraber alındığı seanslarla, çiftlerin ayrı ayrı alındığı seanslarla ya da süreç içinde hem çift hem de bireysel seansların yapıldığı şekilde uygulanabilir.

Bir tek evlilikteki semptomların giderildiği kısa süreli bir terapi (8-12 seans) ya da daha derinlemesine bir çalışmayla bireysel veya kuşaklararası ilişkilerin değişiminin de hedeflendiği sonlanışın başlangıçta öngörülemediği uzun soluklu bir terapi olabilir.

Seans içerisinde çeşitli yaşantısal psikoterapi tekniklerinin kullanıldığı, ödevlerin verildiği, psiko-eğitimsel süreçlerin takip edildiği, tamamen mevzuşmaya dayalı veya rüyaların gündeme geldiği ve paylaşıldığı seans süreçleri tercih edilebilir.

Çoğunlukla da bu yaklaşımların pek çoğu danışmanlık sürecinde çeşitli şekillerde gündeme gelebilirler.

EVLİLİK DANIŞengel/TERAPİSTİ SUÇLU ARAMAZ!

Bazı durumlarda eşler suçlanacakları, yargılanacakları, anlaşılmayacakları yahut eşlerinin tarafı tutulacak kaygılarıyla evlilik terapisine başlamayı reddederler. Hâlbuki ilişkiler minimum iki kişiden doğar. İlişkideki iki kişiden birinin problemleri ilişkiyi belli süreliğine negatif etkileyebilse de aslına bakarsak ilişkinin bozulması için bir ferdin olumsuzlukları tek başına kafi değildir. Kısaca bir ilişki kötü gidiyorsa bu duruma iki ferdin de katkısı vardır. Evlilik ilişkisi sadece bir kişinin katkısıyla düzelmeyeceği şeklinde bir fert ile de bozulmaz. Kişilerin kimi zaman problemin oluşumuna, bazen de problemin devamlı hale gelmesine katkısı olur.

Her şekilde sorunlu giden evlilik ilişkisinde sadece bir kişi değil, iki birey de mutsuzdur. Dolayısıyla evlilik terapisinde hedef haklıyı-haksızı, suçluyu-kabahatsuzu, zalimi-mazlumu belirlemek değildir. Evlilik terapisinde terapistin görevi, çiftlerin “İlişkimizde ne oluyor da, her biz de mutsuz oluyoruz?” sorusuna yanıt bulmalarına ve bu sorunların çözümü için ortak hareket edebilmelerine yardımcı olmaktır. En sonunda evlilik terapisinde fakatç eşlerden her ikisinin de mutlu olacağı, keyif alacağı, doygunluk olacağı yeni bir ilişki şekli kurgulayabilmektir.

EVLİLİK DANIŞMANLIĞI, TEK EŞİN KATILIMIYLA DA YÜRÜTÜLÜR!

Evlilik terapisinde eşlerden ikisinin birden terapiye katılımı, terapi sürecini hızlandıran, pozitif yönde sonuçların miktarını arttıran bir durumdur. Buna rağmen evlilik terapisine eşlerden ikisinin birden katılımı bir zorunluluk değildir. Evlilik terapisi, eşlerden bir tek birinin eşlik etmesiyle de uygulanabilir.

Bazen eşlerden biri evlilikteki problemlerı ifade eder, diğeri evlilikte problem olmadığını savunur. Bu durumda problem olduğunu düşünen eş, evlilik terapisine başvurmak için eşini ikna etmeye çalışır; çoğunlukla da başarısız olur! Hatta sorunu kabul etmeyen eşi tarafından “problem bende değil, sende. Git sen iyileş!” benzeri suçlamalara maruz kalabilir. Bu durumda ise sorunlarını ifade eden eş için bir çifte-açmaz durumu ortaya çıkar: Evliliğindeki problemler için bir terapiste gitse, eşine karşı sorunun kendisinde olduğunu kabul edecektir. Gitmese ise mutsuzluğu devam edecektir. Hem de, “Bu evliliği kurtarmak için hep ben mi uğraşacağım?”benzer biçimde kızgınlık yaşatan bir önyargı da kendi içinde evlilik problemleri için bir terapiste başvurma kararını geciktirir.

Bazı evlilik problemleri yaşanan gelişimsel dönemle veya yaşamın kattığı streslerin etkisiyle artış gösterebilir. Bu tip sorunlarda zaman içinde sorunların azalmasına rastlanır. Ancak bunun dışındaki problemlerde, özellikle de gereğinden fazla uzadıysa, vakit ilişkilerde düzelmeye değil tam tersine daha farklı, çözümü zor başka problemlerin eklenmesine ve eşlerin birbirlerinden tamamen uzaklaşmasına yol da açabilir. Bu durumdan da sadece evlilik değil, kişiler ve ailedeki diğer üyeler de çok olumsuz etkilenir.

Bu aşamada evliliğindeki problemler sebebiyle mutsuz olan bireyin ÖNCE KENDİNİ VE KENDİ İHTİYAÇLARINI DÜŞÜNEREK bir evlilik terapistine başvurmasında yarar vardır.

TEK KİŞİNİN KATILIMI EVLİLİK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNE NASIL KATKIDA BULUNUR?

Danışmanlık için başvuran eş, problemlerının çözümsüz olmadığına dair iç görü geliştirir.

Evlilikte sorunlar yaşanırken, problemlerı tanımlayabilmek de, ifade edebilmek de, bu belirsizlik içinde çözümünü bulabilmek de çok zor olsa gerek. Danışma sürecine başlayan eş için sorunun adı konulabilir, net bir şekilde tanımlanabilir ve ifade edilebilir hale gelir. Böylece sorunların çözümleri de daha görünür hale gelir.

İlişki içindeki kendimizi görmek, ilişkideki ötekini görmekten daha zordur. Çoğunlukla terapiye süregelen eş, problemlerın oluşumunda ve sürekliliğinde kendi payını görebilir hale gelir. Bireyin kendi oranını görebilmesi, “Senin hatan!” çevreında dönen çözümsüz tartışmalar yerine iki bireyin de birlikteliğin çıkmazlarındaki kendi paylarına daha rahat bakabilir olmasına yardımcı olur. En azından, terapiye süregelen eş kendi üzerine düşen değişimi yapabildiğinde ötekinin de kendi payına bakmasını ve değiştirmesini zorunlu hale getirir.

İLİŞKİ TERAPİSİ
Günümüzde değişen yaşam koşulları ve toplumsal yapı sonucunda karşı cinsler içinde biroldukça farklı halde ilişkiler yaşanmaktadır.

Bu ilişkiler çok düşük düzeyde duygusal ton taşıyan dostlık boyutundan başlayıp aynı evde birlikte yaşama hatta çocuk sahibi olma boyutuna kadar taşınmaktadır. Her türlü insan birlikteliğinde problemler yaşanabildiği gibi ilişkilerde de süre zaman şiddete kadar dönüşebilen problemler yaşanabilmektedir. Bu ilişkilere bakıldığında iki tarafında bekâr olduğu bir vaziyet, bir tarafın evli olduğu durumlar ve hatta iki tarafında evli olduğu durumlar görülebilmektedir. Yaşfakat şekilleri ise farklı evlerde yaşamaktan birlikte aynı evi paylaşmaya kadar değişiklıklar görülmektedir.

İlişki Terapisi; yukarıda belirtilen beraberlikten doğmuş ve insanoğluın ruhsal dengesini bozan ve hatta ileri derecede ruhsal hastalıklara yol açabilen psikolojik sorunların çözümü için uygulanan bir terapi yöntemidir.
İlişki Terapisinde ilişki yaşayan kişiler beraber ya da ayrı ayrı bir ilişki terapistinden randevu alıp sorunlarını tüm detayları ile görüşüp çözüm yollarını bulabilir. Bu seanslarda ilişkiden kaynaklanan problemler tüm detayları ele alınıp farklı kişilik testleri uygulanıp kişilikler arasındaki değişiklıklar ortaya konularak gelecekte sağlıklı bir beraberlik olup olamayacağı gibi neticelar belirlenmektedir.

Aile İçi İletişim iyi mi Olmalıdır?
İletişim, tüm canlılar özellikle de insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. İnsanlar süre içinde daha etkili iletişim çalgıları, şekilleri becerileri geliştirmektedirler.

Kişinin gelişinde ve eğitiminde birçok görevi ve işlevi olan aile, iletişim bakımından da çok önemli bir kurumdur. Çünkü çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri için anne-baba çocuklar içinde etkili bir iletişim kurulması gerekmektedir.

Etkili bir bildirişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerini düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar, çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir bildirişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme, fikir ve duygularını izahat özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, mesajşim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen, fikir ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağlarımlı bir kişi olurlar. İleride çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Bundan dolayı aile bireyleri arasında, özellikle anne-baba ile çocuklar içinde etkili bir bildirişimin kurulması çok önemlidir.

İletişim, aile sisteminin işleyişinde ve ortaklık, karar verme gibi işlevler için gereklidir. Aileler ile yapılan çalışmalarda da iyi bildirişimin bulunmuş olduğu ailelerde, aile ilişkilerinden sağlanan doyumu daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerine daha iyi tanımalarına, kaynakların kullanımda beraberin sağlanmasına, davranışlarda koordinasyona amaçların belirlenmesine, kişilerin kendilerine ve öteki kişilere saygı duymalarına olanak sağlamaktadır. İletişimin aile empati, uyuşum ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde sevgi, mutluluk, sevinç, kızgınlık, üzüntü, korku vb benzer biçimde duyguların aktarılması sadece üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma, onu anlama yada onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı yada sağlıksız olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde, mesajşim vardır.

Ailede Eşler Arası İletişim:
Ailenin temeli karı-koca arasındaki ilişkidir. Sağlıklı bir ilişki, iki bireyin bilgili olarak, düşünüp taşınıp, mesuliyet içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki içine giren bireyler, diğerini değerli ve onurlu görür, onu olduğu gibi kabul eder bu kişiler kendi sınırlarının farkındadırlar, devamlı etkileşim ve dayanışma olmaktan çekinmezler, olgun insanlardır.

Evliliğin yaşaması için, kendi gereksinimleri ile “Yuvanın” gereksinimleri içinde bir denge kur ararlar bu disiplin yardımıyla eşler uzun vadeli mutlulukları, kısa vadeli geçici doyumlara yeğlerler kendi davranış, fikir ve duygularından kendilerini sorumlu tutarlar. Doğru bildiklerini söylemekte ısrar ederler ve gerçekçi olmaya özen gösterirler tinsel yaşama zenginleştirmeyi, kendi egoist sınırları içine kapanıp kalmamaya özen gösterirler.

İki olgun insan anne- baba olmaya karar verdiği vakit, davranışlarıyla olgun insan modelini çocuklarına gösteririler. Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları vardır. Çocuk yetiştirmeyi dünyanın en sorumlu görevi kabul ederler. Böyle anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri organik olarak karşılanır. Çocuklar bu güven ve sevgi ortamı içinde kendi benliklerini bulabilmek için değişik deneyimlere girebilme cesareti gösterirler. Bu aileler de çocuklar, anne-babanın kendi gereksinimlerini gidermek aracı olarak kullanılmazlar.

Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini karşılayamadıkları için, gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak kullanırlar çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri bu şekilde anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar.

Ailede Anne-Baba ve Çocuklar Arası İletişim:
Ailede Anne-Baba ve Çocuklar arası mesajşim: Anne-Babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile içindeki yerini belirler.

Aile çocuğun ilk toplumsal deneyimini edinmiş olduğu yerdir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır,bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük örutubet taşır.Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar,ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son aşama önemli bulunduğunu kanıtlamıştır.Evlerinde yakın bir ilgiye,demokrasinin birleştiğini gören çocuklar,en etkin,özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar.

Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada eğitim şekilleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve saldırganlık benzer biçimde yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler. Dengeli, duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında, kafi güven, sevi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler. Hor gören cezalandıran ya da hem sevip aynı zamanda soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağlarımlı bir kişilik yapısına haiz olmaktadırlar.

Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri, diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşfakat karşı aldığı tavırlar, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur.

Aile bununla beraber çocuğa,aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini atar.Anne-Baba-Çocuk ilişkisi,temelde anne ve babanın tutumuna bağlıdır.Çocuklar içinde uyum bozukluğuna neden olan biroldukça vakaya, yeterli ve uygun olmayan ilk anne-baba-çocuk ilişkilerinin neden olduğu saptanmıştır.

Anne ve babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimi şimdiki tutumlarında etkili olabilir.Çocukluk yılarında kendi ebeveyniyle sağlıklı bir iletişim kuramayan,kafi sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler sebebi ile olumsuz olabilir gelişme aşamalarında başarılı olan çocuklar,iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş bireylerdir.Aile içinde gerçekleşen başarılı ilişkiler,mutlu,arkadaşça,bunalımdan uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar.

Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar,büyük bir sevgi açlığı gösterirler,bu açlıkta bir ekip davranış ve uyum bozukluklarına niçin olabilir.

Çocukluktan erişkinliğe geçiş devri olan ergenlik dönemin de gencin, problemlerını kolaylıkla çözebilmesi ve zorluğa uğramadan aşabilmesi, geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır.Çocukluk döneminde sevgi ve itimat duygusuyla yetiştirilen çocuk,mutlu bir ergen talibidır.Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir bildirişim kurabilen çocuk,sıkıntılı ergenlik döneminde de aynı dostça ilişkilerini sürdürerek,kişisel sorunlarını rahatlıkla çözebilir

Konya Aile Danışmanı ve Pedagog Mevla Karakaş © Tüm Hakları Saklıdır.

Yazılım & Seo : Kadir ÇİNİ